Dünyanın neresine seyahat edersek edelim o ülkenin güzellikleri kadar, geçmiş dönemde yaşamış olduğu tarihi olayları, zor dönemleri ya da başlarından geçen üzücü olaylar da dikkatimizi çeker. “Kara turizm, kara nokta turizmi ve hüzün turizmi ‘’gibi isimlerle de anılan alışılmışın dışında bir seyahat deneyimi, dark turizm, ülkelerin başlarına gelen felaketler sonrası yaşadıkları sıkıntı, zarar, üzüntü veya büyük ölümlerle sonuçlanan olayların yaşandığı yerlere yolculuk anlamında ifade edebiliriz.

Dark Turizmi Nasıl Başladı?

Dark turizm kavramı ilk kez 1996 yılında Glasgow Caledonian Üniversitesi öğretim üyeleri John Lennon ve Malcolm Foley tarafından ortaya atılmıştır. Dark turizmin çok eskiye dayandığı tahmin edilmektedir. Zamanında firavun mezarlarına yapılan ziyaretler dark turizmin ilk örnekleri olarak gösterilmektedir. Yakın veya uzak geçmişte meydana gelen ölüm ve üzüntünün yaşandığı yerlere gerçekleştirilen gezilerden bazı örnekleri sizler için listeledik. Aslında hepimizin bildiği bu üzücü ancak dünya tarihi için önemli olayların yaşandığı yerleri gelin birlikte inceleyelim.

Dark Turist Kimdir?

Dark turizmi, sembolik veya gerçek ölüm anlarına yapılan seyahatlerdir. Günümüzde dark turizm meraklılarına da dark turist (karanlık turist) denilmektedir.

Tüm dünyada bilinen, insanlığın büyük yıkımlarla karşılaştığı bu olaylar sonrasında o bölgeleri ziyaret etmek isteyen insanların varlığı ile “dark turizmi” popülerleşmeye başlamış, bu bölgelerin güvenli bir şekilde ziyaret edilebilmesi için kapsamlı turlar organize edilmiştir. Turistleri dark turizme yönelten nedenlerden bazıları; ölüm olaylarına duyulan ilgi, merak, ölen kişilere verilen değer, büyük felaketler, bu felaketlerin tarihi ve bilimsel açıdan yerinde incelenmesi vb. durumlardır.

TÜRKİYE’DE DARK TURİZMİ

  • ANADOLU’NUN ALKATRAZ’I: SİNOP CEZAEVİ

Alışılmışın dışında bir seyahat deneyimi, dark turizm denilince akla yalnızca yurt dışından örnekler gelse de ülkemizde bir zamanlar “Anadolu’nun Alcatraz”ı olarak gösterilen tarihi Sinop cezaevi Türkiye’de dark turizmin önemli örneklerindendir. Bu cezaevi ile ilgili yapılan çalışmalara göre yaklaşık dört bin yıl önce Gaskalılar tarafından inşa edilmiş, surlar içinde yer almaktadır. 1887 yılında resmi olarak zindan olarak kullanılmaya başlanmıştır. Tarihi cezaevinin 1999 yılında müzeye dönüştürülmesinin ardından Sinop turizminin itici gücü olduğu ifade edilmiş, Türkiye’de dark turizminin (daha önce felaketlerin ya da ürkütücü olayların yaşandığı yerlere yapılan seyahatler) önemli noktalarından biri olarak dikkati çekiyor.

DÜNYA’DA DARK TURİZM

  • ÇERNOBİL

24 Nisan 1986 tarihinde Ukrayna’nın Pripyat şehri yakınlarında bulunan Çernobil Nükleer Santrali’nde gerçekleşen patlama insanlık tarihinin en büyük çevre felaketlerinden birisi olarak görülmektedir. On binlerce insanın hayatını kaybettiği bu patlama sonrası, şehir tamamen boşaltılmıştır. Yaşanan felaket sonrasında hiçbir şeyin bir daha asla eskisi gibi olmayacağı çok kısa süre içerisinde anlaşılmıştır.

Şehirde yeniden normal yaşamın başlamasına daha çok uzun yıllar olsa da, şehirdeki güvenli bölgelere turizm ve çevre örgütleri tarafından nükleere karşı bilinçlendirme amacıyla turlar düzenlemektedir. Özellikle dijital platformlarda yoğun ilgi gören bu turlarla birlikte dark turist sayısı da günümüzde giderek artmaktadır.

  • AUSCHWITZ TOPLAMA KAMPI

“Alışılmışın dışında bir seyahat deneyimi, dark turizm” yazımızın insanlık açısından belkide en acıklı örneği Auschwitz Toplama Kampı‘nda yaşanan dramdır. Nazilerin II. Dünya Savaşı esnasında Avrupa Yahudilerine karşı kurmuş olduğu toplama kamplarından en büyüğüdür. Kampların hepsinde zorunlu çalıştırılmak için getirilmiş ve hapsedilmiş esirler vardı. Kamplardan biri uzun süre öldürme merkezi olarak da kullanıldı. Kamplar savaş öncesi Almanya-Polonya sınırında yer alan Yukarı Silesia yakınına, Krakow’un yaklaşık 37 mil batısına kurulan kampta, elde edilen bilgilere göre 1 milyondan fazla kişi katledilmiştir.

İçerisinde UNESCO Dünya Mirası arasında yer alan bir müze bulunmaktadır ve bu müzede fotoğraf çekmek serbesttir. Kampın bazı odalarında esirlerin kesilen saçları, bazılarında giysileri ve kıyafetleri bulunur. Günümüzde bir Unesco Dünya Mirası’nı ve tarihin hüzünlü olaylarını içinde barındıran bu kamp, ziyaretçilerin yoğun ilgisini çekmektedir.

  • POMPEII

İtalya’nın Compania bölgesinde yer alan bir Antik Roma kentidir. Dünyanın en önemli arkeolojik alanlarından biri kabul edilen Pompeii’de yapılan araştırmaya göre, yaklaşık 2 bin yıl önce Vezüv Yanardağı’nın patlaması sonucunda yaşamın 15 dakika içinde sona erdiği ortaya çıkmıştır. 17.yy. da kazı çalışmaları başlatılmış ve antik kent zaman içerisinde gün yüzüne çıkarılmıştır. Pompeii, 1997’de UNESCO Dünya Mirasları Listesi’ne dahil edilirken Pompeii Arkeolojik Parkı’nın yılda yaklaşık 3,5 milyon ziyaretçi ağırladığı belirtilmiştir. Günümüzde İtalya ziyaretlerinde mutlaka gezilen önemli turistik noktalardan biridir.

  • HİROŞİMA

İnsanlığın kaybettiği yer alarak anılan Japonya’nın Hiroşima kentinde II. Dünya savaşı döneminde bir atom bombası atıldı. Atom bombası ’Little Boy’, Hiroşima’ya tam 43 saniyede düştü ve saatler 08.16’yı gösterirken yaklaşık 600 metre yükseklikte bir patlama yaşandı. Yaşayan canlı bırakmayan Hiroşima felaketini etkisi yıllarca sürdü. Bomba, düştüğü yere 500 metre uzaklıktaki alan içinde bulunan tüm insanların yüzde 90’ının ölümüne neden oldu. İlk anda 70 bin kişinin yaşamına bir anda son veren saldırı, takip eden hafta içerisinde ise 30 binden fazla kişinin hayatına mal oldu. Hatta bazı kaynaklara göre ölü sayısı toplamda 140 binin üzerine çıktı. İnsanların sakat kalmasına ve hatta ölümlerine sebep oldu.

Bombanın atıldığı yere çok yakın olan Valilik binası ‘Atom Bombası Kubbesi’ ismi ile bir sergi alanına çevrildi. Bu bina ayrıca UNESCO koruması altında bulunan bir alan olmuştur. İnsanlık tarihine kara leke olarak sürülen bu bölgeye, özel turlar düzenlenmekte ve sadece güvenli alanlara giriş yapılmasına izin verilmektedir. Ayrıca Batı Japonya’da bulunan Hiroşima Barış Anıtı Parkı’nda, saldırıda ölenler anısına yakılan ‘Barış Ateşi’ vardır. Anıttaki ateş, anıtın yapıldığı tarih olan 1964’ten bu yana kesintisiz yanmaktadır.

  • BERLİN DUVARI

Doğu Almanya vatandaşlarının Batı Almanya’ya kaçmalarını önlemek için Doğu Alman meclisinin kararı ile 13 Ağustos 1961 yılında Berlin’de yapımına başlanan 46 km uzunluğundaki Berlin duvarı, Batı’da yıllarca “Utanç duvarı” (Schandmauer) olarak da anılmıştır. Batı Berlin’i abluka altına alan bu betondan sınır, 9 Kasım 1989’da Doğu Almanya’nın, isteyen vatandaşların Batı’ya gidebileceğini açıklamasının ardından tüm tesisleriyle birlikte yıkıldı.

II. Dünya Savaşı sonrasında tam 28 sene şehri doğu ve batı Berlin olmak üzere ikiye bölmüştür. Almanya’nın en önemli turistik merkezlerinden biri haline gelen bölge, şehrin diğer kıyısına geçmek isteyen kişiler için adeta bir ölüm alanına dönüşmüştür. 1989 yılında duvar yıkılmış olsa da, barış sözleri ile ünlü bu bölge günümüzde hala binlerce ziyaretçi almaya devam etmektedir.